100 Yıllık Bir Yalana Son! Atatürk’ü Samsun’a Kimler, Neden Gönderdi?

Damat Ferit hükümeti, direniş başlatması için değil, başlayan direnişleri sonlandırnıası için Atatürk’ü Samsun’a göndermişti. 1923’te Vahdettin, beyannamesinde, “Mustafa Kem al'i Anadolu’ya gönderen kabineye uydum ” demişti.


4044
423 Paylaşım, 4044 Beğeni

ATATÜRK’Ü SAMSUN’A KİMLER, NEDEN GÖNDERDİ?..

Damat Ferit hükümeti, direniş başlatması için değil, başlayan direnişleri sonlandırnıası için Atatürk’ü Samsun’a göndermişti. 1923’te Vahdettin, beyannamesinde, “Mustafa Kem al’i Anadolu’ya gönderen kabineye uydum ” demişti.

Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Mevianzade Rıfat, 1929’da Halep’te basılan “Türkiye İnkılâbının İç Yüzü” adlı kitabında Atatürk’ü, “milli kuvvet hazırlaması” için Padişah Vahdettin’in Anadolu’ya gönderdiğini iddia etmişti. Turgut Özakman’ın, “yalan, yanlış ve martaval yığını” olarak tanımladığı bu kitabı kaynak olarak kullanan Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları, Atatürk’ü, Anadolu’ya Vahdettin’in gönderdiğini iddia etmeye başlamıştı.

Ancak Vahdettin düşmana karşı direnerek, savaşarak değil; özellikle İngilizlerin bir dediğini iki etmeyerek saltanatını, tacını ve tahtını koruyacağını düşünüyordu. Nitekim “Kaderimi Allah’tan sonra İngiltere’ye bıraktım” diyordu. “İngiliz milletine kuvvetli sevgi ve hayranlık duygularımı Kırım Savaşı’nda İngilizlerin müttefiki olan babam Sultan Abdülmecit’ten miras aldım” diyordu. Vahdettin, bırakın düşmana karşı direnmek için “milli kuvvet hazırlamayı”, milli kuvvetleri yok etmek için İngiliz altınlarıyla paralı bir ihanet ordusu (Hilafet Ordusu) kurup milli kuvvetlere saldırtacaktı.

Atatürk ve silah arkadaşlarının katledilmesinin dine uygun olduğunu belirten fetvalar yayımlatacaktı. Milli hareketin büyümesini önlemek için Anadolu’ya nasihat heyetleri gönderecekti.

Ayrıca bizzat Vahdettin, 1923’te Mekke’de yayımladığı beyannamesinde, “Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gönderen kabineye uydum” diyerek Atatürk’ü Anadolu’ya kendisinin değil, hükümetin gönderdiğini; kendisinin bu karara uyduğunu belirtecekti.

Ancak Atatürk düşmanları, her 19 Mayıs’ta, “Atatürk’ü Samsun’a Vahdettin gönderdi” diyerek, akıllarınca Kurtuluş Savaşı’ndan Vahdettin’e paye vermeye, işbirlikçi padişahtan bir “kahraman” yaratmaya çalışmaktadırlar.

Ayrıca mesele, Atatürk’ü Samsun’a kimin gönderdiğinden çok niye gönderdiğidir.

ATATÜRK NİYE GÖNDERİLDİ?

30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. Maddesi’ne göre “Karışıklık çıkan yerler İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecekti.” İtilaf Devletleri bu maddeye dayanarak Anadolu ve civarında birçok yeri işgal etmişti.

Mondros’tan sonra Samsun ve civarında bazı karışıklıklar baş göstermişti. Aslında karışıklığı yaratan Rum çeteleriydi. Rum çetelerine karşı Türklerin direnişi İngilizlerin dikkatini çekiyordu.

İngiliz Calthorpe ve Amet, 1918 Kasım sonlarında “Samsun’da mütareke hükümlerinin henüz uygulanmamış olduğunu ve Hıristiyanları toptan öldürmek için Müslüman ahalinin silahlandırıldığını” iddia ediyordu.

Ocak ayında Amerikan Tobacco Company, Londra’ya gönderdiği bir raporda Samsun ve civarında “Bütün Müslümanların, özellikle köylülerin silahlandırıldığını” bildirmişti. Bunun üzerine İngiliz Dışişleri “Bu durumun gemi veya silah gönderilerek düzeltilmesi için gerekli tedbirin alınıp alınamayacağını” sormuştu. Bu soruya İstanbul’daki Amiral Webb, “Normal şartlara dönüş için bütün bölgenin tamamıyla silahsızlandırılması gereklidir, bu da ancak büyük bir askeri kuvvetle yapılabilir” cevabını vermişti. Bunun üzerine İngilizler, 9 Mart 1919’da Samsun’a 200 kişilik küçük bir birlik çıkarmışlar, 50 kişilik bir müfrezeyi de Merzifon’a göndermişlerdi. Ayrıca Teğmen Perring ve Yüzbaşı Hörst de incelemelerde bulunmaları için bölgeye gönderilmişti. Ancak bu küçük birlikle bölgede asayişi sağlamak imkânsızdı.

Ayrıca İngilizlerin Samsun’a asker çıkarmaları bölge halkının tepkisini çekmiş; 17-18 M art 1919 gecesi Teğmen Hamdi Bey askerleriyle birlikte dağa çıkmıştı.

Teğmen Hamdi Bey’in direniş için dağa çıkması, İngilizler için bardağı taşıran son damla olmuştu. İngiliz yetkililer, İstanbul hükümetinden bir an önce bölgede asayişi sağlamasını istemişlerdi.

İNGİLİZLERİN İSTEĞİ

İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, 21 Nisan 1919’da Osmanlı Harbiye Nazırlığı’na şu notayı vermişti:

1- Erzurum, Erzincan, Bayburt ve Sivas yörelerindeki ordunun terhis ve silahlarının toplanması işi çok yavaş gitmektedir.

2- Bu yörelerde, Kars’ta olduğu gibi baştanbaşa şuralar kurulmuştur. Bu şuralar ordunun denetimi altında asker toplamaktadır.

3- Bu olaylar, Ermenistan hakkında verilecek karara karşı koymak için İttihatçı Jöntürklerce örgütlenmektedir.

Bu İngiliz notası sonunda Amiral Calthorpe, “Gereken her türlü önlemin derhal alınmasını, ilgililere emir ve talimat verilmesini, yoksa işin ciddiyet kazanacağını” bildirmişti.

Amiral Calthorpe, Sadrazam Damat Ferit’e gönderdiği resmi yazıyla da yetinmemiş, Padişah Vahdettin’le de görüşerek özellikle “Karadeniz’deki karışıklıkların bastırılması” konusunda ona da kesin uyarılarda bulunmuştu. Calthorpe, Vahdettin’e, “ Yüksek yetkilere sahip askeri bir kurulun, başlarında yetenekli bir generalle derhal görev yerine giderek o bölgedeki 9. Ordu’yu disiplin altına almasını” söylemişti.

Aynı hafta içinde, 25 Nisan 1919 Cuma günü, İngiliz Komiser Vekili Amiral Webb de Sadrazam Damat Ferit’i ziyaret ederek aynı istekleri tekrarlamıştı. Damat Ferit de İngilizlere, bu sorunu kısa sürede çözeceklerine söz vermişti.

İngilizlerin isteği üzerine Damat Ferit hükümeti, hiç zaman kaybetmeden Karadeniz’de ve Doğu Anadolu’da asayişi sağlamak için harekete geçti. Hükümet, bu işin üstesinden gelecek; Anadolu’ya gidip yer yer başlayan direnişlere son verecek güçlü bir komutan aramaya başladı.

Damat Ferit hükümeti, bu zor görevi aynı zamanda padişahın yaveri olan Atatürk’e verdi.

Damat Ferit hükümeti, halkı örgütleyip düşmana karşı direnmesi için değil, yer yer başlamış olan direnişleri sonlandırması için Atatürk’ü Samsun’a gönderdi. Vahdettin de bu kararı onayladı. Amaç İngilizlere yaranmaktı. Çünkü padişah ve sadrazam “direnerek” değil, emperyalizmin merhametine sığınarak kurtulacaklarını düşünüyorlardı.

ATATÜRK’ÜN GÖREV VE YETKİLERİ

Hükümet, Anadolu’ya göndereceği Atatürk’e şu görevleri verdi:

1- Bölgede asayişin sağlanması,

2- Silah ve cephanenin toplanıp koruma altına alınması,

3- Şûralar varsa ve asker toplanıyorsa bunların derhal engellenmesi.

Görüldüğü gibi Padişah Vahdettin, Vahdettinci yazarların iddia ettiği gibi durup dururken bir görev icat edip Atatürk’ü direnişi örgütlemesi için Anadolu’ya göndermiş değildi. Damat Ferit hükümeti, doğrudan doğruya İngilizlerin notası ve isteği üzerine harekete geçmişti. Görev ve yetkilerden de anlaşılacağı gibi Atatürk’ten istenen ve beklenen Anadolu’da bir direniş başlatması veya başlayan direnişi örgütlemesi değil, tam tersine başlayan direnişleri etkisiz hale getirmesiydi. Vahdettin ise kendi ifadesiyle “bu karara uymuştu”.

Samsun’a giderken Atatürk’e geniş yetkiler verildiği doğrudur. Atatürk, Anadolu’nun büyük bir bölümündeki asker-sivil yetkililere emir verebilecekti. Ancak Atatürk’e bu geniş yetkilerin “direnişi örgütlemesi için” verildiği iddiası yalandır. Bu yetkilerin geniş olmasının iki nedeni vardı. Birincisi, 21 Nisan tarihli İngiliz notasında özellikle Doğu illerinden söz ediliyordu. Yani, yetkilerin geniş tutulmasının birinci nedeni doğrudan İngiliz notasıydı. İkincisi de bu yetkileri Genelkurmay İkinci Başkanı Kâzım (İnanç) Paşa’yla yaptığı görüşme sonunda bizzat Atatürk genişletmişti.

Atatürk’e mülki (idari) yetkiler verilmesinin nedeni ise yine İngiliz notasında belirtilen “şûralara” son verebilmesi içindi. Atatürk’ün bu sivil örgütlere son verebilmesi için idari yetkilere sahip olması gerekiyordu.

Ayrıca Atatürk’ün, Batı’ya ve iç bölgelere değil de Karadeniz’e gönderilmesi, Doğu bölgelerine emir verebilmesi, onu gönderenlerin tamamen İngiliz istekleri doğrultusunda hareket ettiğini kanıtlamaktadır.

NEDEN ATATÜRK?

Peki ama Damat Ferit hükümeti bu görevi neden Atatürk’e verdi? Peki ama Vahdettin neden bu kararı kabul etti?

Aslında bu konuda Atatürk’ün çalışmaları, çabaları belirleyici olmuştu. Atatürk, işgal İstanbul’unda bulunduğu 6 aylık sürede Anadolu’ya geçip direniş başlatmayı düşünmüştü. Bu amaçla bazı İttihatçı yeraltı örgütleriyle temas kurarak Anadolu’ya gizli geçiş planı üzerine çalışmıştı. Öyle ki yaveri Cevat Abbas Gürer, Atatürk’ün Gebze-Kocaeli yolu üzerinden Anadolu’ya geçmeyi düşündüğünü, bu konuda her türlü hazırlığı yaptığım anlatacaktı.

Bir taraftan Anadolu’ya gizli geçiş planı üzerine çalışan Atatürk, diğer taraftan güvendiği arkadaşlarıyla Şişli’deki evde gizli görüşmeler yaparak bir “kurtuluş planı” hazırlamıştı. İşte o, bu çalışmaları yaptığı sırada, hükümetin Anadolu’ya göndermek için müfettiş aradığını öğrenmişti. Bunun üzerine hükümetteki ve Genelkurmay’daki nüfuzlu arkadaşlarını devreye sokarak müfettişlik görevini almayı başarmıştı.

Şöyle ki, Atatürk, yakın arkadaşlarından Ali Fuat (Cebesoy)’un babası İsmail Fazıl Paşa aracılığıyla İçişleri Bakanı Mehmet Ali Bey’le tanışmış ve birkaç kere Şişli’deki evde görüşüp nabzını yoklamıştı. Daha sonra da Denizcilik Bakanı Avni Paşa’yla diyalog kurmuştu. Sonra da yaveri Cevat Abbas aracılığıyla Savaş Bakanı Şakir Paşa’yla temas kurmuştu. Ayrıca daha önce değişik cephelerde birlikte mücadele ettiği Genelkurmay İkinci Başkanı Kâzım (İnanç) Paşa’yla irtibata geçmişti.

İşte Atatürk, hükümetteki bu tanıdıklarını kullanarak Sadrazam Damat Ferit’e ulaşmıştı.

Damat Ferit, “Acaba Anadolu’ya kimi göndersek?” diye düşünürken devreye giren Mehmet Ali Bey’in, Damat Ferit’e telkinleri; Avni Paşa’nın, Şakir Paşa’nın ve Kâzım (İnanç) Paşa’nın onayıyla görev Atatürk’e verilmişti.

Ancak Damat Ferit çok temkinliydi. Önce Atatürk’le birkaç görüşme yapmış, onu herkese sormuş, soruşturmuştu. Sonuçta hükümet ve padişaha bağlılığına kanaat getirince görevi ona vermişti.

Bu sırada Atatürk, Genelkurmay’daki güvendiği arkadaşları Kâzım Paşa’dan ve Fevzi (Çakmak) Paşa’dan yardım istemişti. Örneğin Fevzi Paşa, hükümete, bu işin üstesinden Atatürk’ün gelebileceğini söylemişti.

Atatürk, 6 ay kaldığı işgal İstanbul’unda İngilizlerin gözüne batacak faaliyetlerden kaçman ince İngiliz politikası izlemişti. Bu nedenle İngilizler de Atatürk’ün Anadolu’ya gitmesine itiraz etmemiş, hatta ona vize bile vermişlerdi. İngilizler uyandığında iş işten geçmiş olacaktı.

Bu arada Atatürk Anadolu’ya geçmeden önce Genelkurmay’da Fevzi Paşa ve Cevat (Çobanlı) Paşa ile üçlü bir görüşme yaparak onlarla Anadolu direnişi konusunda anlaşmıştı.

29 Nisan 1919 Salı günü Atatürk’e, 9. Ordu Müfettişliği görevi verilmişti.

Atatürk görevin detaylarını öğrenmek için Genelkurmay’a çağrıldığında Genelkurmay İkinci Başkanı Kâzım (İnanç) Paşa’yla görüşerek yetkilerini biraz daha genişletmeyi başarmıştı. Yetki belgesini cebine koyup Kâzım Paşa’nın yanından çıkarken hissettiklerini 1926’da Falih Rıfkı Atay’a şöyle anlatmıştı:

”Tarih bana öyle müsait şartlar hazırlamış ki, kendimi onların kucağında hissettiğim zaman ne kadar bahtiyarlık duydum tarif edemem. Bakanlıktan çıkarken heyecanımdan dudaklarımı ısırdığımı hatırlıyorum. Kafes açılmış, önümde geniş bir âlem, kanatlarını çırparak uçmaya hazırlanan bir kuş gibi idim.”

Savaş Bakanlığı, Atatürk’ün Anadolu’ya atanması kararını 30 Nisan 1919’da Padişah Vahdettin’e arz etmişti.

Padişah onayı aynı gün saraydan çıkmıştı. Atatürk’ün Samsun’a gönderilmesiyle ilgili kararname 4 Mayıs 1919 Pazar günü Bakanlar Kurulu’nda da görüşülüp kabul edilmişti.

“PAŞA PAŞA, DEVLETİ KURTARABİLİRSİN”

Atatürk, Samsun’a hareket etmeden bir gün önce, 15 Mayıs 1919’da Padişah Vahdettin’le son bir görüşme yapmıştı. Atatürk’ün anlattığına göre Vahdettin o görüşmenin bir yerinde, “Paşa, Paşa! Devleti kurtarabilirsin!” demişti. Vahdettinci yazarlar, Atatürk’ün verdiği bu bilgiye dayanarak Vahdettin’in Atatürk’ü “devleti kurtarması için” Samsun’a gönderdiğini iddia etmektedirler.

Ancak Vahdettin’in “devletin kurtuluşu” için bulduğu yol, İngilizlerin isteklerine uymak, İngilizlerin merhametine sığınmaktı. İngiIizler, Vahdettin’den ve Damat Ferit’ten Anadolu’daki direnişi sonlandırmasını istemişlerdi. Vahdettin, İngilizlerin bu isteğini yerine getirirse “devletin kurtulacağını” düşünüyordu.

Vahdettin’in “Paşa, paşa! Devleti kurtarabilirsin!” derken ne demek istediğini Atatürk şöyle anlatacaktı:

“Vahdettin dem ek istiyordu ki, hiçbir kuvvetimiz yoktur. Tek dayanak noktamız İstanbul’a hâkim olanların siyasetine uymaktır. Benim memuriyetim onların şikâyet ettikleri meseleleri halletmektir. Eğer onları memnun edebilirsem, memleketi ve halkı bu siyasetin doğruluğuna inandırabilirsem ve bu siyasete karşı gelen Türkleri tutuklarsam Vahdettin’in arzularını yerine getirmiş olacaktım.”

Vahdettinci yazarlar, işlerine gelmediği için Atatürk’ün bu açıklamalarını görmezden gelir.

                                                              ***

Görüldüğü gibi Atatürk’ü Anadolu’ya Damat Ferit hükümeti göndermiş, Padişah Vahdettin de bu kararı onaylamıştı. Ancak Atatürk’ü -İngilizlere rağmen-  Anadolu’da düşmana karşı direniş başlatması için göndermemişlerdi.

Tam tersine Anadolu’da başlamakta olan Türk direnişine engel olması için Atatürk’ü Anadolu’ya göndermişlerdi.

Atatürk ise İstanbul’da planladığı gibi, Anadolu’ya geçip -belli bir zamana kadar- kendisine verilen yetkileri kullanarak milli direnişi örgütlemeye başlamıştı. Atatürk, Anadolu’da milli direnişi örgütlemeye başlayınca İngilizler, Osmanlı yönetiminden (Damat Ferit ve Vahdettin’den) Atatürk’ü İstanbul’a geri çağırmasını istemiş; Osmanlı yönetimi Atatürk’ü İstanbul’a çağırmış; Atatürk, İstanbul’a geri dönmeyince görevden alınmış; hatta idama mahkûm edilmişti. Nişanları, rütbeleri sökülmüştü, öldürülmesinin dine uygun olduğunu belirten fetvalar yayımlanmıştı. Bu kararların altında Vahdettin’in imzası vardı.

Vahdettin’in amacı İngilizlerin bir dediğini iki etmemekti. Bütün siyasetini İngilizlere yaranmak üzerine kurmuştu.

Atatürk ise, “Ya istiklal ya ölüm” parolasıyla Anadolu’daki işgalci düşmanı söküp atmayı planlıyordu. Vahdettin, Atatürk’ün bu planıyla ülkeyi ve saltanat makamını ateşe attığını düşünüyor, bu nedenle İngilizlerin yardımı ve desteğiyle Anadolu’daki direnişi bitirmek için “içsavaş” başlatmak dahil elinden gelen her şeyi yapıyordu. 1919-1922 arasında Padişah/Halife Vahdettin, emperyalizmin elinde çok tehlikeli bir maşa haline gelmişti.

İngiliz emperyalizmi Milli Mücadele boyunca Vahdettin’i kullanarak milli direnişi bitirmek için her yolu denemişti…

SİNAN MEYDAN –  YÜZYILIN KİTABI


Sinan Meydan
Araştırmacı Tarihçi - Yazar

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sizin Tepkiniz Nedir?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
2
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win

100 Yıllık Bir Yalana Son! Atatürk'ü Samsun'a Kimler, Neden Gönderdi?

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı