ATATÜRK VE YILBAŞI

Bir çok kişi için özel anlam taşıyan yılbaşı, doğum günü, bayram gibi günler, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamında savaş meydanlarında geçen günlerdir. Kurtuluştan sonra, yılbaşı ve benzer günlerde yaptığı kutlamalar ve balolar ise bir eğlence olmaktan öte, topluma verilen mesaj ve örnek davranışlar olarak değerlendirilmelidir.


2759
6.4k Paylaşım, 2759 Beğeni

ATATÜRK VE YILBAŞI

Bir çok kişi için özel anlam taşıyan yılbaşı, doğum günü, bayram gibi günler, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamında savaş meydanlarında geçen günlerdir. Kurtuluştan sonra, yılbaşı ve benzer günlerde yaptığı kutlamalar ve balolar ise bir eğlence olmaktan öte, topluma verilen mesaj ve örnek davranışlar olarak değerlendirilmelidir.

Atatürk diğer özel günler gibi yılbaşını da, kendisi için bir çalışma günü ve toplum yararına değerlendirilmesi gereken bir gün olarak görmüştür.


Atatürk’ün 31 Aralık 1929 gecesi Ankara Hariciye Köşkü’nde katıldığı yılbaşı balosu bunun en güzel örneklerinden biridir. Gazi Hazretleri’nin yani Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün katıldığı bu yılbaşı gecesinde, kadın erkek tüm davetlilerin; kendilerine duyduğu güveni, Cumhuriyete besledikleri saygı ve sevgiyi, kadın erkek eşitliğini ve çağdaş yaşama uyumu yansıtan tablo, demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin emsalsiz simgelerinden biri olmuştur.




Mustafa Kemal’in, resmi bir heyetle, yılbaşını geçirdiği bir yurt dışı gezisi, yılbaşı gibi özel günleri nasıl değerlendirdiğinin bir örneğidir.

Osmanlı heyeti ve veliaht Vahdettin 1917 yılı sonunda Almanya’ya resmi bir gezi yapmaktadırlar. Bu heyette orduyu temsilen Mustafa Kemal Paşa da bulunmaktadır. Berlin’de bir otelde 31 Aralık 1917 akşamı yılbaşı kutlamaları yapılmaktadır. Kutlama ve eğlenceler sırasında, Mustafa Kemal’in de bildiği ve anlatımına katkıda bulunduğu tarihi bir olay anlatılır:

“Alman Kralı 2.Frederick, 1750 yılında Potsdam kenti yakınlarından geçerken bir bölgeyi çok beğenir ve oraya bir saray yapılmasını ister. Ancak saray yapılacak arazinin en hakim yerinde bir değirmen bulunmaktadır. Kralın adamları, değirmenin sahibi ile görüşürler ancak bu yerin satılmasına ve devrine bir türlü razı edemezler. Kral II. Frederick, köylüyü çağırır ve yerini satın almak istediğini söyler. Köylü ‘Satmıyorum’ der. Sinirlenen Kral ayağa fırlar ve ‘Unutma ki ben kralım ve bu yeri alırım’ diye bağırır. Değirmenci ‘Sen de unutma ki, ben de halkım. Bu yeri satmıyorum ve Berlin’de Hakimler var!’ diye cevap verir. Değirmene dokunulamaz ve değirmenin hemen yanına bir saray yapılır. Saray ve değirmen halen yan yana durmaktadır.”

Ve o yılbaşı gecesi, bu öyküyü anlatanlardan biri;

“Hadi, Postdam çok yakın gidip adaletin simgesi olan o değirmeni ve sarayı görelim” der.

Bu çağrıya kimse katılmayınca, kendisi tek başına gider, sarayı ve fırını görür. Bu kişi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu olaydan 16 yıl sonra, 1 Ocak 1933 gecesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti Ankara’da, Ankara Palas Salonunda, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Atatürk’ün katılımlarıyla yılbaşı gecesi kutlanmaktadır.


Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip, yeni yıl armağanı olarak Atatürk’e üç kitap sunmuştur.

Bunlar Birinci Türk Tarih Kongresi Zabıtları, Söz Derleme Klavuzu ve Dil Kurultayı Kararları’nı içine alan kitaplardır. Millî Eğitim Bakanı kısa bir sunuş konuşmasıyla kitapları vermişler, Atatürk de armağanları alırken yüksek sesle şunları söylemişlerdir:




“Bu anda duyduğum mutluluk büyüktür. Kıymetli Millî Eğitim Bakanımızın bu armağanından dolayı kendisine teşekkür ederim. Kendisinden ve diğer Bakanlarımızdan her an böyle armağanlar beklerim. Bakan Beyin değersiz dediği bu armağan gerçekte çok değerlidir. Bu değerin herkes tarafından daha iyi anlaşılması için bu kitaptan bir sayfa okumalarını Bakan Bey’den rica ediyorum.”

Atatürk’ün bu sözleri çok alkışlanır. Arkasından Reşit Galip Bey, Gazi’nin emirlerini yerine getirerek armağan ettiği kitaptan, ayırmaksızın ve her hangi bir sayfa seçmeksizin, bir sayfa açar ve “Hepimizin kısmetine” diyerek okumağa başlar:

“Kafasını ve vicdanını, en son yükselme alevleriyle güneşlendirmeye karar vermiş olan, bu günün Türk çocukları, biliyor ve bildirecektir ki, onlar dört yüz çadırlı bir aşiretten değil, on binlerce yıllık, hür uygar olan, yüksek bir ırktan gelen, yüksek yetenekli bir millettir.” “Bir de şunu iyi bilmek gerekir ki, eski Eti’lerimiz, Ata’larımız, bugünkü yurdumuzun ilk ve otokton yerleşenleri ve sahibi olmuşlardır. Burasını binlerce yıl önce anayurdun yerine öz yurt yapmışlardır. Türklüğün merkezini Altaylardan Anadolu-Trakya’ya getirmişlerdir. Türk Cumhuriyeti’nin sarsılmaz temelleri bu öz yurdun çökmez kayalarındadır. Bu kutsal yurdun öz mirasçısı, Türkiye Cumhuriyeti’nin yılmaz koruyucusu o büyük, yüksek, soylu Türk kavminin bugünkü genç ve dinç çocuklarıdır.”

Büyük ve derin bir sessizliği takiben sürekli ve coşkulu alkışlar arasında yılbaşı kutlaması devam eder.


Mustafa Kemal Paşa son yılbaşı gecesini, baş başa konuşmak ve Hatay sorununu görüşmek üzere, arkadaşı Dr. Tevfik Rüştü Aras’la geçirmiştir. Dr. Aras bununla ilgili anısını şöyle anlatır:

“1938’in yılbaşı akşamı Köşk’e beni çağırmışlardı. Hemen gittim. Kendisini Köşk’ün yukarı katında kitaplığa bitişik açık salonda buldum. İlk sözü ‘Bu akşam bir tarafa çıkmayacağım. Sen de suare görmekten bıkmışsındır. Yılbaşını burada birlikte geçiririz, olmaz mı?’ demek oldu. ‘Büyük sevinçle,’ karşılığını verdim.”

“Bir hayli süre, geçen yılın olaylarından ve gelecek yılın işlerinden konuştuk. İsmail Hakkı Kavalalı’nın (Atatürk’ün Harbiye’den arkadaşı) gelmesi üzerine konuşma günün haberlerine, havaya, suya, giyim kuşama dönüştü. Atatürk, özel toplantı ve günlerde, kendi elbise ve giysilerinden istediklerimizi bizlere vermekten mutluluk duyardı. Bu nedenle aklıma gelen bir fikri söylemekten kendimi alamadım ve dedim ki:

‘Paşam, mendillerinize, potinlerinize varıncaya kadar bize vermekten hoşlanıyorsunuz; ne olurdu bir ay önce düşünseydik de, bu gece, yeni bir yıl için başka arkadaşları da çağırarak elbiselerinizi, çamaşırlarınızı ve gömleklerinizi aramızda kapışsaydık ne kadar çok eğlenirdik. Hepimiz de, her birimiz de bu yılbaşı gecesinin anısı olarak sizden bir şeyi üzerimizde taşırdık’ dedim.




Bunun üzerine: ‘A doktor, bunu niçin daha evvel düşünüp söylemedin?’ diye hayıflanınca, ‘Zararı yok, gelecek yıl böyle yaparız,’ yanıtını verdim. Atatürk olumlu veya olumsuz bir şey söylemedi. Bir süre düşünür durum aldıktan sonra:

‘Bakalım gelecek yıla kadar yaşayacak mıyım?’ sözleri ağzından dökülüverdi Birdenbire her üçümüzü de derin bir sessizlik kapladı. Yine Atatürk bizden önce kendini toplayarak ‘Yılbaşı gecesi acıklı şeyler düşünmeyelim ve konuşmayalım,’ dedi. Yazlık gömleklerini ayırıp bana seslenerek ‘Bunlardan da al, yazın Yalova’da yine hep birlikte oluruz, işine yarar,’ dedi.”


İşte Atatürk’ün yılbaşı geceleri böyle geçerdi.

Öğrenmek, öğretmek; ülkesi ve milletine yararlı işler yapabilmek arzu ve çabası içinde geçen günler ve geceler…


Sizin Tepkiniz Nedir?

ÇOK SEVDİM ÇOK SEVDİM
2
ÇOK SEVDİM
BEĞENDİM BEĞENDİM
2
BEĞENDİM
BĞENMEDİM BĞENMEDİM
1
BĞENMEDİM
SİNİR BOZUCU SİNİR BOZUCU
1
SİNİR BOZUCU

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı