MUSTAFA KEMAL NASIL BİR DÜNYAYA DOĞDU?

‘’Hasta Adam’’ diye anılan Osmanlı İmparatorluğu paramparça edilerek mirası bölüşüldükten sonra topraklarının gerçek sahipleriyle yeni bir devlet kuran, dünyaya da yirminci yüzyıldan sonra milletlerin artık esir olarak yaşayamayacakları fikrini kabul ettiren Mustafa Kemal…


4006
229 Paylaşım, 4006 Beğeni

Bilindiği gibi, Mustafa Kemal Osmanlı devletinin çökmeye başladığı bir devirde ve bu çöküntünün en şiddetli olarak hissedildiği bir yerde, Balkan şehirlerinden biri olan Selanik’te 1881 yılında doğmuştur.

Selanik, devrin en kozmopolit şehirlerinden biri olup Türk, Yunan, Bulgar, Sırp, Arnavut, Yahudi, Ermeni gibi çeşitli milletlerin, ırkların, Müslümanlık, Hıristiyanlık, Musevilik gibi dinlerin  ve mezheplerin, ecnebilere ait konsoloslukların, ticarethanelerin, ticari kumpanyaların bulunduğu, mücadele ettiği ve her türlü menfaatin çatıştığı bir yer idi.

‘’Hasta Adam’’ diye anılan Osmanlı İmparatorluğu paramparça edilerek mirası bölüşüldükten sonra topraklarının gerçek sahipleriyle yeni bir devlet kuran, dünyaya da yirminci yüzyıldan sonra milletlerin artık esir olarak yaşayamayacakları fikrini kabul ettiren Mustafa Kemal…

O halde Mustafa Kemal’in hayat hikayesini anlatırken, kendisinden önceki dünyaya, kuşbakışı da olsa, göz atmamız gerekecektir ki, Mustafa Kemal’in dünya görüşünün değerini daha açık ve seçik olarak anlayabilelim.

Bu dünya, daha çok tarih boyunca zaman zaman ölüm – dirim savaşlarına girdiğimiz, zaman zaman andlaşmalarla kendi sınırlarımız içinde yaşadığımız topraklardır.

Kurulduğundan beri dinmiyen bir boğuşma içinde yuvarlanmış bir yeryüzü parçası olan Avrupa;

On milyon kilometre karelik, altmış ayrı dil konuşulan Avrupa’nın ilk insanları tarihe göz açtıkları günden beri kanla yoğrulmuş durmuşlardı. Jeologların anlattıkları , Avrupa’nın talihsiz tarihiyle ne kadar benzeşir!

Yirmibeş bin yıl önceki Avrupa…

O tarihlerde İsveç ve İsviçre’nin batısından İtalya ve Karadeniz kıyılarındaki tepelere kadar bütün ormanlar üzerinde ilk Avrupa halkının yaktığı ateşten yükselen dumanlar göze çarpıyordu.

İnsanlık hayatı, işte o ateşler etrafındaki kaynaşmaya bağlıydı. Millet anlamı bilinmlyordu ve Avrupa henüz bir millet tanımıyordu. Yıllar ve yıllar geçti; Avrupanın çıplak insanları da yavaş yavaş vahşilikten uzaklaştı, büyük kitleler halinde birleşti, sığınacak yuva yaptı.


’… Onlar, vahşilikten ayrılan bu İnsanlar, yalnız kuvvete tapıyorlardı.’’

1881 yılında Mustafa Kemal doğduğu zaman da Avrupa yine böyle idi:

Kuvvet herşeyin üstünde, ona tapınılıyor, her şey onunla elde ediliyordu. Kuvvet hakkın üstünde idi.

Fakat gene bu tarihlerde hemen hemen bütün Avrupa, yüzyılların biriktirdiği kin, intikam ve yaşama sahasını genişletme düşüncesiyle aç kurt sürüsü haline gelmişti. Parçalayacak ceset arıyorlardı ve bu ceset meydanda idi: Osmanlı Imparatorluğu!..

Parçalayacaklar ve hatta yok edeceklerdi Osmanlı İmparatorluğunu.

Çünkü milletierin bütün huzursuzluklarının Osmanlı İmparatorluğu’ndan geldiği kanısında idiler; buna kendilerini de inandırmışlardı…

O, Osmanlı İmparatorluğu değil miydi Ortaasya’dan kopup gelerek dünya’ya yayılmış, Bizans İmparatorluğunu yıkmış, hiç bir zaferle yetinmeyerek yüzyıllarca Avrupa’yı ve Kıt’aları feth etmişti.

Avrupa milletlerinin Osmanlı İmparatorluğu’yla hem din, hem de ırk ayrılığı vardı…

Hele bu din ayrılığı onu parçalamak için sebeplerin en büyüğü idi..!

Bütün hıristiyanlığın kutsal toprakları da Osmanlı İmparatorluğunun elinde bulunuyordu.

Birçok hıristiyan topluluklar bu İmparatorluğun gölgesi altında idi.

Ama bu düşünceyi kendilerine kalkan yapanlar, yüzyıllardır biribirlerini boğazlayanlar değil miydi?

Engizisyon zulümlerini yapan kimdi?

Saint Barthelmy katliamı niçin bir gecede altmış bin kişinin ölümüne mal olmuştu?

Toprakları kendi milletinin kanıyla sulanan Fransa’da son nefesini verenlerin: ‘’Ey özgürlük, senin adına ne cinayetler işleniyor?’’ diye yakarışlarından sonra ilan ettikleri ‘İnsan Hakları Beyanname’siyle gidilecek yolun neresine varmışlardı?

‘’Her insan özgür ve eşit haklarla doğar.’’

‘’Bütün vatandaşlar kanun yapacak millet temsilcilerini seçme hakkına sahiptir.’’

‘’Herkes düşündüğünü söyleyebilir, yazabilir ve basabilir.’’  maddeleri rafları dolduran kitapların sayfalarında kalmamış mıydı?

Mustafa Kemal’in doğduğu tarihlerin Avrupa’sında,

Fransa ile Almanya’nın yanında Rusya, İngiltere ve İtalya ne idi?

Amerika keşfedildiği zaman İngiltere tahtında Tudor hanedanından 2.Henri oturuyordu ve o devrin Londra’sı Thames’in iki kıyısında sıralanmış çamurlu bir küçük kasaba idi. Bristol sekiz on bin nüfuslu bir liman şehriydi. Fakat Sir Francis Drake lspanyol armadasını perişan ettikten, 1763 de Kanada ve Hindistan’ı Fransa’nın elinden aldıktan sonra bir deniz ticaret devleti haline gelen İngiltere ile Fransa İmparatoru ‘’esnaf millet’’ diye alay etmişti ama, gerçekten esnaf millet olan İngiltere artık başka milletlere hakim olmanın yolunu bulmuştu.

Zaferden zafere koşuyordu.


En büyük zaferi Çanakkale’de ve Anadolu’da olacaktı ama tabiki de Mustafa Kemal olmasaydı…

Yüzyıllar boyunca Türklerle savaş halinde yaşayan İtalya’nın, Napolyon’un akını ve işgaliyle kolu kanadı kırılmıştı. 1861 de Sardunya kralı Viktor Emmanuel’in İtalya kralı ilan edilmesinden sonra İtalya’ya katılacak Papalık hükümeti ile Venedik eyaleti kalmıştı. Bu tarihte Papa’yı Roma’da Fransız askeri koruyordu.

Mustafa Kemal dünyaya geldiği yıllarda İtalya bu görüntü içindeydi ama Türk topraklarında ve Akdeniz kıyılarında en büyük payı koparmak fırsatını beklemekten de kaçınmıyordu.

Sonradan adı Leningrad olan Saint Petersburg’un kurucusu Büyük Petro’nun vasiyetnamesiyle gözünü Türk topraklarına dikmiş olan Rusya ne o zaman, ne de Katerine devrinde hayallerini gerçekleştirememişti, ne var ki 1853 Kırım yenilgisinden sonra düşmanlığı bir kat daha artmıştı.

Bu tarihten sonradır ki bir Rus diplomatı :

‘’Asfaltın bittiği yerde doğu başlar.’’ diye Türkiye’yi her türlü uygarlıktan yoksun bir ülke olarak göstermek istemişti.

Bu fikrin arkasında; Ruslar’ın geri, doğulu gördükleri Türkiye hakkındaki eski emellerinin bir diplomat ağzından ifadesi yatar.

1881 de, Mustafa Kemal’in doğduğu yıllarda bütün Avrupa milletleri hem biribirleriyle boğuşmakta ve hem de Türkiye’yi genişleme ve yayılmalarının yegane bölgesi kabul ederek Osmanlı İmparatorluğunu bir an önce mezara gömmek için birleşmek üzereydiler.


Hedef önce kendi anayurtlarına bağlı yeni topraklar, sonra da Anadolu idi.

Gözle görülebilecek kadar açık bu sahne karşısında Osmanlı İmparatorluğu yelesi düşmüş, tüyleri dökülmüş, tırnakları sökülmüş, gözlerinin feri kaçmış, çökmüş uyuyan bir arslan’a benziyordu.

Ama böylesine hazin bir tablo karşısında o günlerin yeni doğan çocuğu Mustafa Kemal uyumayacaktı!..

ERKAN BOZKURT YAZILARI ATATÜRKÇÜ MEDYA’DA…


Erkan Bozkurt
Araştırmacı Yazar

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sizin Tepkiniz Nedir?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win

MUSTAFA KEMAL NASIL BİR DÜNYAYA DOĞDU?

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı